Nihat Genç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nihat Genç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2019 Pazar

Yunan'dan korkmak

Selam olsun Nihat Genç'e; Ofli Hocanın ağzından şöyle dedirtir: "Gavurdan korkan Müslimanluk habu yüzyilda icad oldi"
Türk-Yunan düşmanlığı, 19. Yüzyılda icad edilmiş bir İngiliz oyunudur. Yunan'ı Osmanlı küvezinden çıkarıp devlet yapan, sonra da her vesile ile Osmanlı'dan alıp Yunan' a vererek toprağını büyüten de Yunan'ın kendisi değil, İngiliz'i, Rus'u, Fransız'ıdır.
İmamoğlu'na ait eski bir dizi twitt... Yıllar önce Selanik'e gitmiş, orada hemşehrisi bir Rumla tanışmış. Adını veriyor. Bunu sosyal medyada kimbilir kaçıncı kopya olarak yayınlayan ve politik olarak Binali Bey yandaşı yani sözde bizden biri, "işte sözün bittiği yer..." yorumunu yapıyor.
Yarabbi bu insanlara feraset (anlayış) ver, adalet duygusu nasip et. Yahu Selanik'te hemşehrisi bir Rumla karşılaşmak insani bir durum değil mi? Siz gerçekte bütün Karadeniz'e düşmansınız da bunu bugüne değin fark etmemişsiniz, yazıklar olsun.
Yunan'dan korkmak nedir? Ekrem e saldıracağım diye insanlıktan çıkacaksın be! Sildim arkadaşlığını, gerzeğin. Benim dostlarım, Ekrem gibi kazanmak için yalan söylemez, iftira ve küfür etmez, yapamayacağı vaadlerde bulunmaz. Boşuna demiyorlar, haddini aşan zıddına döner.
Allah, adaletten ayırmasın.

1 Mart 2018 Perşembe

Bir Asansör faciası da Ofli Hoca'dan


"...Geçen, asansöre bindim şehirde, binmez olaydum. Dügmeleri karuşuktu, basmayi bilemedüm. Girdi içeri bir giz. Kapandu kapular kendülügünden. Kalduk odada ikimiz. O neydi Allahum, düşman başuna vermesin, asansörün içinde gizgin rüzgârlar eser. Beli daracuk. Lakün çömleklerin
agzına kadar kaymak baglamuş. Gögsünün ortasunda kurdelasunun furfulagu... İki fitil dügümlenmiş aşagı sarkay, sanki kaymak ordaki ipliklerden akayü... Dedi baga, hocam, kaçinci kata çikacaksun... Karuştu kafam, gözlerim karardi... Dedüm gizum, senin canin hangi kata istiyse oraya
çikalum. Ula Ofli, dedim. Zinadur, bakma elün gizina. Döndüm arkami giza, kapattum gözlerimi. Zinadur diye sanki penseyle gözkapaklarumi sikayrum. Bilmiyrum yürecugum uça uça hangi kata çikayruk. Sanki kolima huriler girmiş, Allah katina çikayruk. Zaman zaman aklıma gelir ha bu iş. Lastik top gibi yüregim zıp zıp zıplar, içime bir sevinç düşer... Lakün, böyle düşünmek günahtur, zinadur... Diyebilir gurban oldugum Allah. Ne derim şimdi oga ben... Ucuna kadar geldin Ofli,
sonunda mi gudurdin... Affet, derim Allah'ım, üç günlük ömrüm galdi. Yaşamak bu mudur aklum bir orda kaldi bir burda... Ha bu aklum yüzünden yaşadugum bi .ikime yaramadi. Birkaç günü galdi aklumun, ne olur sanki o da asansörlerde kalsun!... Asansöre bindim diye yakaca musun beni
cehenneminde... Merdivenden de çiktuk, ne oldi, önümden çikay giz, etegunun altundan doni görüniy!... Söyle gurban oldugum Allahum ben nereye gaçayim..."
Nihat Genç, Ofli Hoca'nın Konuşukluklari, 1997, sh.7

Nihat Genç


1986 yılı olmalı. Bizim Ocak Dergisinin sonradan son iki sayısı olduğu ortaya çıkacak nüshalarının her birinde yer alan iki uzun yazı... (Birinin adı; "Medine'ye Giden Yol" diğeri "siyah beyaz bir kaç fotoğrafla başlıyor hikayemiz..." mealinde başlayan bir yazı)
Ama ne yazılar... Şiirsel bir üslup, yoğun bir malzeme... 12 Eylüle götüren süreçte ideolojileri sorgulayan sahici sorular... Tarz olarak Bipolar-manik depresif karakterini ele veren kimlik arayışları... tozu dumana katıyor. 20 yaşımda büyüleniyorum...
87 ya da 88 olmalı. Rahmetli Mehmet Sarımsak, sağ... Sahaflar Kitap Sarayını uğrak ettiğimiz günler. Çete Dergisini görüyorum, yeni çıkmış... Nihat, Hakan Albayrak ile birlikte çıkarıyor dergiyi; başka kimse yok. ama bütün paralarını yatırmışlar dergi işine, belli. Hakan, 18'inde olmalı. Söyleyecek sözleri var...Dergi de; kapaksız, yarım gazete boyu, 8 sayfalık bir şey... Bir şey??? Dünyayı konsantre etmiş, dergiye sığıştırmaya çalışmış "Genç Don Kişotlar." Sığmıyor tabi... Sığmayınca önce dil bozulur. Örtülü, açık küfürler de var ya da dolaylı anlatımlar-giydirmeler... Genç Laboratuvar Faresine Öğütler (Fetöcü cemaat yapılanmasını tamamen insani saiklerle çok erken bir tarihte eleştiren bir Nihat Genç yazısıydı.) Ya Hakan'ın "sifonu çektiğimizde görürsünüz, Bokistler" dediği, o örtülü saldırgan ifadeler. Biz işin makara boyutuna vurgu yaparken mutasavvuf meşrebiyle ahlakı öne çıkaran Esat Amcamız, "böyle küfürlü şeyler yazıyorsa satmayalım o dergiyi" diyor. İki sayısını okudum, bir sayı daha çıkardıklarını duydum ama görmedim.
Sonra Nihat Genç açısından bir suskunluk dönemi... "Dün Korkusu"nu 89'da çıkarmış, bende daha geç bir tarih algısı var. Arka fonda Trabzon Maçka'nın kullanıldığı, bilinç akışı tekniği ile yazılmış çocuksu izlenimler, korkular, travmalar, Hz. İsa ve Hz.Meryem... Sayıklamalar, ele avuca sığmayan bir muhayyele... Tekniği Nihat mı keşfetti bilmiyorum. O tarihe kadar bu tip bir roman okumamışım. Metnin iç-akış ritmini ayarlaması, yazması da zor olmalı ama çok net biliyorum, okuması çok zor...
Sonra Soğuk Sabun ve diğerleri... Buz gibi bir kaç kitap... Ardından sımsıcak bir "Ofli Hoca'nun Teravih Sohpetleri"
90'ların ikinci yarısında ünlendi kanaatimce, Nihat Genç. Ünlenince de gerisi, malumun ilamı...
Yazarak geçindiğini biliyorum. Kabul edelim ki, Türkiye'de sol, taraftarı olduğu her çeşit kültür ürün ve aktörünü finanse edebilecek kapasite ve anlayışındadır. Genç, solda mı? Ulusalcı mı gerçekten? Ne münasebet! Sadece kendi işinde, kendi yolunda, kendi meşrebinde. Onunla bazen kesişir yolunuz, bazen ayrışır. Kimseyi yaklaştırmaz yanına... Bir yargı ifadesi olarak alınmasın; O, hala nevi şahsına münhasır; O, hala biraz manik, biraz depresif...

Bir Asansör faciası da Ofli Hoca'dan


"...Geçen, asansöre bindim şehirde, binmez olaydum.
Dügmeleri karuşuktu, basmayi bilemedüm.
Girdi içeri bir giz.
Kapandu kapular kendülügünden.
Kalduk odada ikimiz.
O neydi Allahum, düşman başuna vermesin, asansörün içinde gizgin rüzgârlar eser.
Beli daracuk.
Lakün çömleklerin agzına kadar kaymak baglamuş.
Gögsünün ortasunda kurdelasunun furfulagu...
İki fitil dügümlenmiş aşagı sarkay, sanki kaymak ordaki ipliklerden akayü...
Dedi baga, hocam, kaçinci kata çikacaksun...
Karuştu kafam, gözlerim karardi...
Dedüm gizum, senin canin hangi kata istiyse oraya çikalum.
Ula Ofli, dedim.
Zinadur, bakma elün gizina.
Döndüm arkami giza, kapattum gözlerimi.
Zinadur diye sanki penseyle gözkapaklarumi sikayrum.
Bilmiyrum yürecugum uça uça hangi kata çikayruk.
Sanki kolima huriler girmiş, Allah katina çikayruk.
Zaman zaman aklıma gelir ha bu iş.
Lastik top gibi yüregim zıp zıp zıplar, içime bir sevinç düşer...
Lakün, böyle düşünmek günahtur, zinadur...
Diyebilir gurban oldugum Allah.
Ne derim şimdi oga ben...
Ucuna kadar geldin Ofli, sonunda mi gudurdin...
Affet, derim Allah'ım, üç günlük ömrüm galdi.
Yaşamak bu mudur aklum bir orda kaldi bir burda...
Ha bu aklum yüzünden yaşadugum bi .ikime yaramadi.
Birkaç günü galdi aklumun, ne olur sanki o da asansörlerde kalsun!...
Asansöre bindim diye yakaca musun beni cehenneminde...
Merdivenden de çiktuk, ne oldi, önümden çikay giz, etegunun altundan doni görüniy!...
Söyle gurban oldugum Allahum ben nereye gaçayim..."
Nihat Genç, Ofli Hoca'nın Konuşukluklari, sh.7

8 Kasım 2016 Salı

Ergenekon Davası Sürecinden neler öğrendim?

Ergenekon Davası sürecinden neler öğrendim?
Bir çok şey öğrendim de buraya ihtiyaç kadar olanını yazmak istiyorum:
Dindar kamu görevlilerinin yetkilerini kullanma biçimi açısından dindar olmayanlardan prensipte bir farkı olmadığını öğrendim. Gereksiz empati, başın belası: Biz sanıyorduk ki tüm dindarlar, bizim gibidir, yani söz verince sözünü tutar, asla yalan söylemez, kamu menfaatini gözetir, adalet birincil değeridir, soyu, sopu, aidiyeti öne çıkaran ataerkil kültür ve hi...çbir dünyevi menfaat için adaletten ayrılmaz, taviz vermez.
Peki ne oldu? Yazdıklarımın tam tersini bir ibadet vecdi içinde yaptılar. Başlarındaki Şerefsiz, kimsenin hele de munis dindar kitlenin kendisine siyaseten girdiği yolu yanlış bulsa bile klasik fıkıh ölçülerine göre kafir demeyeceğinden öyle emin olmalıydı ki, kendisine bağımlı kıldığı herkesi, özendirip yönlendirmediği haram kalmadı.
Nihat Genç, Ofli Hocanın Teravih Sohpetlerinde bir adamın hocaya gelerek ısrarla homoseksüelin tevbesi hakkındaki fıkhi görüşünü sorduğunu anlatır. Hoca, her işin tevbesi olduğunu, ancak bu işin affının olmadığını söyler. Soru sahibi ısrarcıdır, cümleyi değiştirir, olayı biraz yumuşatır, yeniden sorar; Hocanın cevabı değişmemiştir: "Uşuğum, her işun tövbesi vardır, habu işun tevbesi yoktur. Naçar yanacaklar, yanacaklar cehennemde..."
Feto, istediği kadar siyasi bir görüş ayrılığı/içtihat (!) yaptığını düşünsün ya da kendi haramlarına meşruiyet kazandırmak için yeryüzündeki herkesin tepki koyacağı, hırsızlık üzerinden iftiralarını öne sürsün, kendisine itibar edenleri de arkasından sürükleyerek yaptığı bu işin tevbesi yoktur, odun olarak gireceği cehennemde "Naçar yanacaktur."

9 Eylül 2016 Cuma

6-7 Eylül 1955 ve Kayıplarımız

Ötekinin varlığı, sınırlarımızı da belirler, empati ve uyum yeteneklerimizi geliştirerek insan olma sürecimize olumlu katkı verir. Dünyada başka okuma, görüş, anlayış, inanış olduğunu görmek, başkasını kabul etmeyi, esnek olmayı sağlar, kesin inançlı (davar) olmaktan korur bizi.
6-7 Eylül olaylarıyla Türkiye toplumunun sosyolojisi değişti. Görünürde; 'gâvurları' kaçırınca tarihte hiç olmadığımız kadar homojen (Müslüman) bir toplum olduk. Oysa Millet, daha çok kısa bir süre önce Cumhuriyeti kuranlarca formatlanmış, eklektik bir kimlik değişim sürecinin içinden geçiyordu, dolayısı ile bu homojenize oluşun pratikte pozitif bir anlamı olamadı. Kızılelması olmayan ataerkil bir köylü toplumuyduk ve köyden kente göç, artan sanayileşme ile birlikte çok farklı-yeni kültürel ortalamalar üretmekteydi.
Yıllar sonra Nihat Genç, Ofli Hocaya "gâvurdan korkan müslümanluk, habu yüzyilda icat oldi" dedirtir. Öteki ile yüzleşmek, kendimizi anlamamızı, keşfetmemizi sağlar, gelişimimiz için probiyotik gibidir, bağışıklık sistemimizi destekler.
Gayrimüslimler, bizim insan kardeşlerimizdir.
6-7 Eylül, Türk Milletinin toplumsal gelişimini olumsuz etkilemiş siyasi bir operasyondur.

Murat Karayalçın

Gürkan Zengin ve Ekol tv'ye teşekkür ediyorum. Ankara BB ve SHP'nin eski başkanı Murat Karayalçın'la mülakat yaparak 'adam s...