İmamoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İmamoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2020 Cumartesi

İmamoğlunun tehdidi

Ekrem İmamoğlu, elektronik posta üzerinden bir tehdit almış.
Tehdit eden, ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla psikopat birisi. Bu durum elbette "vah vah adam hastaymış" duygusu uyandırmıyor. Kurban'a empati yapıyoruz doğal olarak.
Artan çeşitliliğiyle yabancı dizilerin yerli izleyiciler tarafından rağbet görmeye başlaması, potansiyelinde sıkıntı olan insanlarımızın suç işleme biçimleri hakkında ufuklarının açılmasına, yeni tehdit biçimlerini ekran üzerinden de olsa tecrübe etmelerine yol açıyor. Yerli psikopat, İmamoğlu'na gönderdiği tehdit mesajını "öldüreceğim kişiye önceden haber veririm" cümlesiyle bitiriyor. Ne kadar sinematografik değil mi? İlkelerim var diyor, manyak. Bu ifade bütün kurgunun öğrenilmiş olduğunu ortaya koyuyor.
İmamoğlu, haklı olarak avukatları aracılığı ile Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuyor. Böyle mesajları, önemsememek, görmezden gelmek doğru olmazdı.
Buradan bir süre sonra Müşteki avukatları, "12 gündür herhangi bir işlem yapılmadı" açıklaması yapıyor. Bunun üzerine Cumhuriyet Savcılığı da durumun öyle olmadığını; "acele iş" başlığı ile Emniyete, şüphelinin tespit edilip yakalanması talimatını verdiklerini açıklıyor.
Ankara'da yaşadığı tespit edilen T.G. gözaltına alınıyor. Bazı kaynaklarda T.G.'nin Meclis'teki azınlık bir partinin aktif üyesi olduğu bilgisi yer alıyor. (Olay netleştikçe işaret zamirleri, yerlerini isimlere terk eder elbet. Acelemiz ne?)
Eğer avukatların çıkışı olmasaydı bu yakalama işi bir süre daha sürüncemede(!) kalır mıydı? O süreç ima edildiği gibi sürünceme midir?
Neden avukatlar, hukuk sistemi içinde cevap aramak yerine araya medyayı koyarak Savcılığı açıklama yapmaya zorladılar?
Sistemin aktörleri arasında garip bir uyumsuzluk var.
İktidar, her ne olursa olsun kendi tarafını sağlama almakla mükellef. Ancak elbette maksadını aşan açıklamalar olduğunda sayın Bakan nezdinde sistemi koruyacak müdahaleler yapılmalı: Bir dönem kamu görevi yapan Fetöcülere ilişkin, "bunlar dindar insanlar, bunlardan kötülük gelmez" algısıyla hareket edip bir çok problemi görmezden geldiğimiz bilgisini öğrenmeye dönüştürerek etrafta (avukatlar dahil) maksadını aşan herkesi test etmek görevimizin bir parçası olmalı.

16 Haziran 2019 Pazar

Ordu Valisine Hadsizlik -3

Ordu Giresun Havalimanında yaşanan VIP krizi ve sonrasında valiliğin Valiye küfredildiğini ifade ettiği yazısı hakkında üç gün gecikmeli de olsa Ekrem İmamoğlu'nun, hadiseye kendi ses kısıklığının yol açtığı bir hece kaybının (Ba-sit) neden olduğunu açıklaması, meseleye nedense görmezden gelinen yeni bir boyut katıyor: Yalan söyleme.
Evet, küfür merkezli bir yanlışlıktan yalan batağına savruluş...
Şayet ses kısıklığı nedeniyle ilk hece düşse idi "... sit" hecesi çıkar, duyulurdu; "... it" değil.
İkincisi İmamoğlu, polislerin emir kulu olduklarını, ne anlamışlarsa kendisini ilgilendirmediği mealindeki sözleriyle polislerin tanıklığını reddetmekte ancak kendi iddiasını 'kerameti kendinden menkul' olmaktan çıkaracak tanıklıklar ortaya koyamamaktadır.
Yalan ile abad olunmayacağını iddia eden atasözümüz, el hak doğru bir gerçeği ifade ediyor. Olunmayacaktır ve yalan, her zaman küfrün üzerinde bir günahtır.

Ordu Valisine Hadsizlik -2

Nasihat te dinlemediği, daha doğrusu "hatanı kabul etme, üstüne yapışır, altında kalırsın. Tersine inkar et, ortalık bulanır da seni her ne yapsan hoş görmek isteyen, seni geçmiş performansın ya da davranışlarından ziyade kendi ihtiyaç ve algılarına göre kurtarıcı gören kitlenin "orada ne olduğu... " konusunda merakını giderip içlerini rahatlatacak "... Sesim kısıktı basit demiştim, ilk hecesi çıkmamış, yanlış anlaşıldım. Validen özür bekliyorum..." gibi bir kaç söz söylemesi tavsiyesine uyduğu anlaşılıyor. Binali Bey'in bu "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" meselesini vurgulanması, kendi kariyerinden ziyade İstanbul halkı olarak bizlerin gelecek beş yılını ilgilendirmektedir.
Olanla, ölmüşe çare yoktur. Hangi aklı evvel önermişse önermiş, halkın giriş kapısı değil kullanım hakkı olmadığı halde Vi Ay Pi girişi kullanılmak istenmiştir. İçindeki erken iktidar (güç) duygusunun zehirlediği İmamoğlu'nu eleştirmek ve bu menfur hadiseye ilişkin hesap sormak isteyenlerin yeni sloganı, Vi Ay Pi olarak tescillenmiştir.

Ordu Vali'sine Hadsizlik -1

İnsan, ortada bir şey yok, her şey süt limanken anlaşılmaz. Ancak bu gibi fevkalade/uç durumlarda kumaşını, kültürünü, maskelediği her şeyi bir kenara bırakıp kendini belli eder. Ekrem İmamoğlu, budur. Ordu havalimanında sesini yükseltip, Valiye 'edebince' küfür etme cür'eti gösteren, kamu görevi yapan insanlara yardımcı olmak yerine daha güçlü olmak iması üzerinden imkan kullanmak isteyen ve meydan okumak konusunda sınır tanımayan, duygusal, tepkisel karar alan biridir.
Öyle anlaşılıyor ki, çok şükür bu defa da Tayyip'i devirme sürecini başlatacak adayı bulamadılar.

İBB seçimleri bağlamında Pontus Meselesi

Ben, Türkçenin en hoş Karadeniz aksanlarından birinin konuşulduğunu yer olan Trabzon'un Sürmene ilçesinden bir ailenin ahfadıyım. Rahmetli babam, şeceremizi 18. yüzyılın ortalarına kadar götürebilecek bilgiye sahipti. Karadeniz Türklüğü, esas itibariyle Oğuz'un Çepni boyuna müntesiptir. Nitekim yörede çok sık olmasa da karşımız çıkan sarışın, mavi ve yeşil göz renkleri de Çepnilerin hatırasını taşımaktadır. Zannedilenin aksine Romalı ile Helenlerin torunları, esmer tenli, siyah saçlı ve koyu renk gözlüdürler. Örneğin Çipras, bu koşullardan en az ikisini sağlar.
Geçmişte haklarında hiç bir zorlama olmadan kendilerine zevzek diyebileceğim az sayıdaki insandan Karadeniz Türkünün Yunan kalıntısı olduğu anlamında Pontus olarak nitelendirildiğini duymuştum. Bu iddia sahiplerini bertaraf etmenin en güzel yolu, Müslüman birey için etnik kimliğin, dini kimlikle birlikte anlam kazanacağı, velev ki Karadenizliler Pontus yani Rum bile olsa, Müslüman olmaları hasebiyle her türlü kinayeden beri tutulmaları, aksi bir çabanın Allah'ın gücüne gideceği hatırlatmasını yapmaktır.
İmamoğlu hakkındaki Pontus iddiaları da etnik açıdan yanlış olmakla birlikte sürekli yalan söylediği için 'konuştukça burnu uzayan' Ekrem Bey'in kendi temsilcileriymiş (ileri karakollarıymış) gibi şahsına yönelmiş olan Yunan sempatisinden rahatsızlık duymaması, bu desteği inkar etmesi, küçümser görünmesi ve kendisini haber yapan Yunanlı muhabiri tanımazlıktan gelmesi gibi yalanlar, şahsını kültürel açıdan Pontus hitabına muhatap etmekte; bu itham, şahsın gösterdiği hüsnü kabul ve içerdiği genişlik nedeniyle olsa gerek üzerinde sırıtmamaktadır. Ancak kendi teyidi veya İmamoğlu'yla benzer rahatlık ve özelliklere sahip olmadıkça bir başkasına Pontus demenin vebali vardır. Söyleyeni müfteri yapar. Zaten Pontuslu olan kendi durumunu teyit edecek yahut onay anlamında sessiz kalacaktır. Zorlamanın alemi yok.

Yunan'dan korkmak

Selam olsun Nihat Genç'e; Ofli Hocanın ağzından şöyle dedirtir: "Gavurdan korkan Müslimanluk habu yüzyilda icad oldi"
Türk-Yunan düşmanlığı, 19. Yüzyılda icad edilmiş bir İngiliz oyunudur. Yunan'ı Osmanlı küvezinden çıkarıp devlet yapan, sonra da her vesile ile Osmanlı'dan alıp Yunan' a vererek toprağını büyüten de Yunan'ın kendisi değil, İngiliz'i, Rus'u, Fransız'ıdır.
İmamoğlu'na ait eski bir dizi twitt... Yıllar önce Selanik'e gitmiş, orada hemşehrisi bir Rumla tanışmış. Adını veriyor. Bunu sosyal medyada kimbilir kaçıncı kopya olarak yayınlayan ve politik olarak Binali Bey yandaşı yani sözde bizden biri, "işte sözün bittiği yer..." yorumunu yapıyor.
Yarabbi bu insanlara feraset (anlayış) ver, adalet duygusu nasip et. Yahu Selanik'te hemşehrisi bir Rumla karşılaşmak insani bir durum değil mi? Siz gerçekte bütün Karadeniz'e düşmansınız da bunu bugüne değin fark etmemişsiniz, yazıklar olsun.
Yunan'dan korkmak nedir? Ekrem e saldıracağım diye insanlıktan çıkacaksın be! Sildim arkadaşlığını, gerzeğin. Benim dostlarım, Ekrem gibi kazanmak için yalan söylemez, iftira ve küfür etmez, yapamayacağı vaadlerde bulunmaz. Boşuna demiyorlar, haddini aşan zıddına döner.
Allah, adaletten ayırmasın.

Murat Karayalçın

Gürkan Zengin ve Ekol tv'ye teşekkür ediyorum. Ankara BB ve SHP'nin eski başkanı Murat Karayalçın'la mülakat yaparak 'adam s...