Geç Likidite Penceresi Faizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geç Likidite Penceresi Faizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Ortalama fonlama maliyeti

Merkez Bankasının gecelik ve haftalık repo, geç likidite penceresi gibi çeşitli yollarla piyasaya (bankalara) ihtiyaç duydukları likiditeyi (nakdi) sağlaması sonucu oluşan borçlanma faizinin ağırlıklı ortalamasına; ağırlıklı ortalama fonlama faizi deniyor. Kitabi tanım bu.
Ortalama fon maliyeti kavramı, piyasadaki tüm aktörleri bağlamıyor. Zira Merkez ile para alış verişine girme kararı, banka yönetimlerine ait; dolayısı ile her gün teşekkül eden ortalama oranın tespitine katkı veren bankalar farklılaşıyor, bunların ihtiyaçları, kullandırılan kredi türleri, miktarı ve uygulanan faiz oranları da değişiyor. Dinamik bir ilişki bu.
Kavram, öyle yansıtıldığı gibi piyasaların fonlanma maliyetlerini gösteren makro bir bilgi taşımıyor; ama böyle algılanması için medyası, piyasası ve akademisiyle bütün ekonomi kesiminde sessiz bir uzlaşma görülüyor.
Kavram, esas olarak ilgili dönemde Merkez Bankası politikasının yol açtığı (Merkez'in) karlılık durumunu tanımlıyor. Ancak Merkez Bankası, karlılık misyonuyla hareket etmediğinden yukarıda tanımlanan ağırlıklı ortalama getiri kavramının ekonomi dünyasına işlevsel bir yararı olmayacak.
Ortalama fonlama maliyeti, işlemlerin yapıldığı gün itibariyle bütün piyasayı etkileyen bir oran olmayıp biraz da zorlama ile o gün Merkez Bankası ile fon ilişkisi içine girmiş bankaların borçlanmalarına ilişkin bir bilgi taşıyor. Biraz zorlama çünkü hem olayın en büyük aktörü olan mevduata ödenecek faiz oranları, ortalama fonlama maliyetine dahil edilmemiş durumda; hem de bir bankanın o gün Merkez bankasının sunduğu kredi imkanlarından ortalamalara uygun bir kullanım yapması imkansız.
Merkez Bankası, piyasayı yönlendirmek amacıyla Geç Likidite Penceresi (GLP) faiz oranında artış kararı aldığında "Merkez, faiz arttırdı!" diye sevinen ya da yerinenler, bu faizin GLP gibi çok dar bir kesimi ilgilendiren teknik bir kavram olduğu, sağlıklı bankaları ve diğer ekonomik kurumları ilgilendirmediğini görmezden geliyorlar. Ruh ikizi oldukları bu söylemleri ile ortaya çıkıyor ve gerçekte ekonomik değil siyasi bir yorumda bulunmuş oluyor ve demek istiyorlar ki;
- "Merkez, faiz arttırdı. Çünkü Merkez, Tayyip Bey'i dinlemiyor, hatta ihanet ediyor. Haydi Tayyip Bey, oraya da müdahale et, dağıt orayı..."
-"Merkez, faiz arttırdı. Hani arttırmayacaktı? Arttırdı işte. Yaptıklarınız yanlış, Merkez Bankası bile size tahammül edemiyor..."
Takip edebilenler için son bir tespit: GLP'deki 75 puanlık artış sonrası, "Merkez, artık GLP'ye müdahale etmeyi bıraksın, politika faizini değiştirsin" demeye başlayanlar, bir yanlışı düzeltme görüntüsü altında Merkez'in politikalarına yabancılaşmaya ve bu politikaları etkisiz kılmaya yöneldiklerinin farkında mı?

28 Nisan 2017 Cuma

Geç Likidite Penceresi Faiz Artışları, Örtülü Faiz artışı mı?

Merkez Bankasının, son dönemlerde bankacılık sektörünü yönlendirirken çokça kullandığı, "Geç Likidite Penceresi faiz oranları" politikasını, 'örtülü faiz artışları' biçiminde niteleyen görüşler, siyasi ve algısal nitelikte olup ekonomi ve finans literatürüne uygun bir söylem ve muhteva içermemektedir.
Geç Likidite Penceresi uygulaması, likiditesi kalmayan, mali durumu bozulan bankaların taahhütlerini karşılayarak sistemi bozmaması için geliştirilmiş bir para politikası aracı...dır. Bankalar, itibar kurumlarıdır, ellerindeki parayı hırsla, aşırı bir şekilde kredi olarak kullandırıyorlar da taahhütlerini karşılamak için Geç Likidite Penceresinden Merkez Bankasına borçlanmaya geliyorlar değil yani.
Uygulama, bankaların fon yönetimlerinin uç (extrem) durumlarda hesap kapamak için kullandığı bir imkan olup kimi romantik ekonomistlerin zannettiği gibi üzerinden kredi kullandırmak suretiyle faiz elde ettikleri bir kaynak değildir.
Geç Likidite Penceresi faizi, içerdiği tehdit algısından dolayı kur riskini almak istemeyen fon yöneticilerinin ödemeyi tercih ettikleri bir bedeldir. Burada oluşan faiz, bankanın gelir tablosuna zarar olarak aktaracağı bir giderdir, maliyet değildir.
Örtülü faiz iddiası, şayet bilgi eksikliğinden kaynaklanmıyorsa iddia eden açısından utanç vesilesidir, mesleki intihardır ve maalesef internet ortamında onlarca isim bu ithamı kuşanmış durumda kendisini görecekleri beklemektedir.

Geç Likidite Penceresi Faiz Artışı Ne Anlama Geliyor?

Merkez Bankası, Para Politikası Kurulunun 26 Nisan 2017 tarihli kararında "Geç Likidite Penceresine uyguladığı faiz oranlarını, 50 baz puan arttırılarak %12,25 'e yükselttiğini" açıkladı. Karar, ne anlama geliyor?
2000 yılının Kasım ayında Demirbank'ın batmasına yol açan sürecin bir daha yaşanmaması amacıyla sisteme monte edilen "Geç Likidite Penceresi", bankaların her akşam kapatmaları gereken takas borçlarını karşılamayacak durumdaki Kurumların ihtiyaçlarını, TCMB'den kısa ...vadeli kredi kullanarak gidermeleri esasına dayanıyor.
Döviz fiyatlarında Kasım ayından sonra meydana gelen ani ve sürekli yükselişi kırmak isteyen Merkez Bankası, Bankaları dövizlerini satmaya zorlayacak bazı tedbirler aldı. Munzam karşılıkları düşürüp bozmaları için bankalara döviz aktardı. Pek işe yaramamış olacak ki, bankaları döviz satmaya zorlamak için önce kendisinin bankalara yaptığı günlük kredi kullandırımlarına (repo ihalelerine) sınırlama getirdi, ardından da bu uygulamayı askıya alarak faizi (maliyeti) daha yüksek olan Geç Likidite Penceresinden işlem yapmayı öne çıkardı.
Ancak öyle anlaşılıyor ki, 'tedirgin bankalar', kurdaki oynaklık nedeniyle ihtiyaç duydukları TL'yi, Merkez Bankasının hilafına döviz satarak değil, geç likidite penceresinden temin etme konusunda ısrarcı davrandıkça; Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi için uyguladığı faiz oranlarını aşağıdaki gibi arttırdıkça arttırıyor:
25.11.2016, %10,00
25.01.2017, %11,00
17.03.2017, %11,75
27.04.2017, %12,25
Bir süreden beri kurdaki aşağı yönlü hareketi, referandumun sonuçlarından biri olarak okumak mümkünse de Merkez Bankasının yukarıda ifade ettiğimiz çabasının sonucu olarak bankalardaki döviz varlıkların satışı yolunun açıldığı, erken satanın yüksek kurdan TL'ye döndüğü bir sürece girdiğimiz kanaatindeyim. Bu durum başta enerji fiyatları olmak üzere enflasyona ve artacak tüketimle birlikte üretim ve istihdama olumlu yansıyacaktır.

Murat Karayalçın

Gürkan Zengin ve Ekol tv'ye teşekkür ediyorum. Ankara BB ve SHP'nin eski başkanı Murat Karayalçın'la mülakat yaparak 'adam s...