Haydar Kazgan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haydar Kazgan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2017 Pazar

Haydar Kazgan'dan arta kalanlar -2


“…Osmanlı dış ticaret açığı veriyor. Bunun büyük bir sebebi de silah alımı. Clemenceau (Klimanso, dönemin Fransız Başbakanı), Sevr'den önce Damat Ferit Paşa'ya, “1800'den 1917'ye kadar 117 senede 57 sene savaş yapmışınız,  1 milyon insanı üretim dışı bırakmışınız. Eğer siz İngiltere gibi olsanız, İngiltere altı sene harp yapmış ve 60 bin asker kullanmış, en kötü şartlarda bu insanların yarısını tarımda bıraksaydınız, sizin bugün ne borcunuz olurdu, ne de başka şey." Yalnız o değil tabii, bir de bu insanlara silah alınmış. Maalesef Osmanlı İmparatorluğu'nun silah rakamlan elimizde yok, ne kadar silah ithal etmiş bilinmiyor. Fakat ordu rakamlarından anlıyoruz ki, dış ticaret açığının büyük bir kısmı silah alımından kaynaklanıyor. Bu nasıl kapatılıyor? Biliyorsunuz 1854 ve 1856'da alınan ilk iki borcun şartı vardır, silah alma karşılığında verilmiştir. Yani Kırım Harbi sırasında Osmanlı ordusunu tekrar çağdaş bir ordu haline getirmek için kredi verilmiştir. Borçlara baktığımızda, hiçbir zaman bu borçların dış ticaret açığını, tediye bilançosunu kapatacak güçte olmadığını görürüz. Demek ki, gizli bir gelir var. Bu, 1914'e kadar devam ediyor. Bu zamana kadar Osmanlı İmparatorluğu, merkantilist gelirle yaşıyor. Bunun içinde Osmanlı Ordularının yaptığı savaşların giderleri de var. Biliyorsunuz, Ruslar Ayastefanos'a (Yeşilköy) gelir, 1877 muharebesinde bir şart koşarlar, "Ya tazminat verirsiniz ya da İstanbul'u işgal ederiz," derler.  İstanbul'daki merkantilist tüccarlar, bankerler de dahil, toplanıp aralarında görüşme yaparlar. "Bu parayı biz vereceğiz," derler ve Ruslar'ı içeri sokmazlar. Bilirler ki, Ruslar içeri girerse başka şeyler de olacak. Galata esnafı toplanır, parayı toplar, verir.”

Haydar Kazgan, Salı Toplantıları: İstanbul’un dört çağı, sh. 99-100

Haydar Kazgan'dan arta kalanlar - 1


"...Osmanlı İmparatorluğu, Türk-İslam insanını 600 sene üretimden uzak tutmuş. Osmanlı İmparatorluğu aşağı yukarı fetihten beri yalnız İslam Türkleri'ni değil, devşirme yoluyla Hıristiyan ailelerinin çocuklarını da almış, asker yapmış. Şimdi ilk defa olarak, Türkiye 1960'lardan bu yana sivil toplum oluyor. Yani insanlar askerlik dışı becerilerde ve işlerde çalışmak üzere, bilerek veya bilmeyerek, ilk defa olarak Anadolu'dan İstanbul'a gelmek istiyorlar. Bu çok önemli. Türk toplumundaki en büyük değişme burada. Bugün Türkiye'de öyle bir duruma geldik ki, bu insanların ikinci nesli Paris'te, Londra'da dolaşıyor, ihracat yapıyor. Reji müdürü hatıralarında şöyle bir olay anlatıyor: "Samsun'daki tütün imalathanesine işçi filan alacağız, bir de silahlı bekçi alacağız. Bunları topladık. İmtihana 500 kişi kadar gelmişler, 50-60 kişi alınacak. Nasıl seçeceğiz? Dediler ki, bunlara matematik soralım. İnanır mısınız, o gelen 500 kişiden hiç birisi kerrat cetvelini bilmiyordu. Ne yapalım tüfek atışı yapalım, bir hedef koyduk, herkes on ikiden vurdu. Şimdi toplum buymuş, kerrat cetvelini bilmiyor, ama on ikiden vuruyor. Bunu değiştirmek lazım. Türkiye'de bunu değiştirmek için, geçmişin verdiği birtakım şeyler var. Bunların faturasını yani, bütün bu İstanbul'a yığılmalar, sivil toplum olmanın bedelini şimdi ödüyoruz. Agop Paşa maliye nazırıyken, "Ya, şu Harbiye Nazırına kerrat cetvelini değil ama faiz hesabını öğretebilsem. Aldığı avanslar için ne kadar faiz ödediğimizi, bir turlu öğretemedim," diyor. Şimdi böyle değil. Türkiye'de kapıcılar bile, sabah, parasıyla döviz alıyor, akşama satıyor. Artık uyandı Türk. Bu uyanmadan da korkmamak lazım. Aydın kesim bu uyanmadan da korkuyor..."

Haydar Kazgan, Salı Toplantıları: İstanbul’un dört çağı, sh. 114

Murat Karayalçın

Gürkan Zengin ve Ekol tv'ye teşekkür ediyorum. Ankara BB ve SHP'nin eski başkanı Murat Karayalçın'la mülakat yaparak 'adam s...