Bahçeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bahçeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2017 Pazartesi

Referandum ve Bahçeli

Bahçeli'nin başkanlık sistemine geçmek suretiyle MHP'yi Fetö'nün eline geçmekten koruyan stratejisini seçmeniyle paylaşmaması, seçmeni evet kararı lehine tercih kullanmakta ikna ve motive etmemesi, seçmenin kendi partisinin Fetö ve işbirlikçileri tarafından ele geçirilmesi hususunda iyi oynayanın kazanmasını dileyen, ilgisiz hatta duyarsız davranışları, seçmeni nezdinde şahsı ile partisi arasında bir yabancılaşma yaşanmasına neden olduğu kanaatindeyim.
Bahçeli, parlamenter s...istemde AkParti ile MHP arasındaki benzerliğin bu güne dek AkParti lehine çalıştığını ve MHP'yi küçülttüğünü bildiğinden 7 Haziran seçimlerinden sonra ısrarla AkParti ile bir koalisyon yapmaktan kaçındığı gibi siyasi rakiplerine kendince mentörlük yaparak AkParti nin oy kaybı yaşayacağı bir takım koalisyon önerilerinde bulundu. Bahçelinin o dönemki stratejisi, bu günkü gibi MHP'yi yok olmaktan kurtarmak, seçmenini, tabanını muhafaza etmekti. Bahçeli, asla duygusal davranan bir lider değil. Hele aptal hiç değil.
Seçim sonuçları, Bahçelinin partinin varlığını korurken kendi başkanlığını tartışılır hale getirdiğini gösteriyor.

22 Aralık 2015 Salı

Bahçeli ve MHP Başkanlık Yarışı

Bahçeli'nin, MHP'de başkanlık seçimlerini; parti içi talep ve bu talebin samimiyetine rağmen umursar görünmemesini, Bahçeli'nin kişisel iktidar hırsı ile izah edemeyeceğimiz kanaatindeyim.
Bahçeli, pozisyonunu devredebileceği, kendi kriterlerine uygun bir aday tespit edene kadar görevi uhdesinde taşımaya devam edecektir. Bebeğini teslim edeceği "uygun bir baba" arayan, ancak bir kaosa neden olmamak için bu devir düşüncesini sır gibi saklayan, yüksek sorumluluk duygusu taşıyan biri olduğu kanaatindeyim, Bahçeli'nin.
Bahçeli, kanaatimce "Toyu toplamayı" bile adayların kır'atlarını ortaya koymaları açısından bir imkan olarak değerlendirmekte ve süreci yokuşa sürerek gerilimi arttırmayı, aday eğitim ve test işinin bir parçası olarak kullanmaktadır.

9 Ağustos 2015 Pazar

Koalisyon görüşmeleri sonucu üzerine


Yarın tarihli (10.08.2015) Davutoğlu-Kılıçdaroğlu koalisyon görüşmelerinden hükümet kurulması ile ilgili olumlu bir sonuç çıkmasını beklemiyorum. Ancak bu görüşmenin kısa vadede siyasi hayatımızda genişletici bir etkisi olacağını düşünüyorum:

Her iki partinin de demokratik parlamenter sistemin işlerliğini gösterdikleri görevi, başarıyla yerine getirdiklerini görüyoruz. Bu süreç içinde her iki parti başkanı, neden birbirleriyle koalisyon kuramayacaklarını da bir şekilde ifade etmiş oldular.

AkParti, hem kurulduğu dönemde ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik koşulların etkisi hem de teorik olarak kendi karşıtı gördüğü, CHP’nin tarihsel uygulamaları ve kimliğine yönelik eleştirilerinin etkisi ile kendine siyasi alanda yer açmış ve her geçen seçim döneminde de bu alanı genişletmişti. Bu bağlamda AkParti bürokrasisinin CHP ile koalisyon yapması, bizzat AkParti seçmeninin rızasına bağlıdır. Hatırlanacağı üzere seçimleri müteakip bir çok AkPartili seçmen hatta teşkilat mensubu, CHP ile yapılacak bir koalisyona şiddetle karşı olduklarını, şayet bu irade beyanına rağmen koalisyon kurulursa bir daha AkPartiye oy vermeyeceklerini de söylemişlerdi. Sürecin içinde olan bitenden etkilenerek şekillenmeye devam ediyoruz, seçmen kararları da öyle.

Kendi seçmeninden rıza alınmadan yapılacak bir koalisyon, AkPartinin tabanı ve bürokrasisi içinde de öngörülemeyen sonuçlar doğurabilir, en hafif tabirle bu kaosu yönetmek mümkün olmayabilir. Öte yandan bu koalisyon, öncelikle Devlet Bahçeli’nin projesidir ve “bir demokrasi sevdalısı” olarak kendisinin 7 Haziran akşamından bugüne değin AkPartiyi yönlendirdiği senaryo da budur.

Bahçeli'nin stratejisi, AkPartiyi CHP ile koalisyona icbar edip oy kaybına uğratmak ve buradan gelecek oy kaymalarına sahip çıkmaktır.

CHP için de AkParti karşıtlığı, kendisine bir odak/kutup olma kimliği kazandırmış, başka herhangi bir proje üretmeden söylem düzeyinde yapılacak beyanların, seçmen tercihinde yeterli olduğu görülmüştür. CHP, kendi içinde bir çok koalisyona da sahip olduğundan genel başkanın parti sisteminin bütünlüğünü koruması ancak iktidar potansiyeline yaklaşıldığı, en azından korunduğu ümidini vermesine bağlıdır. Bu koalisyon görüşmelerine CHP bürokrasisinin bir yönüyle katı, 14 maddeden oluşan bir olmazsa olmaz listesi, diğer yönüyle Türkiye’yi hükümetsiz bırakmama söylemi ve bu sorumluluğun getirdiği yapıcı, sabırlı işbirliği olarak formüle edeceğimiz performansı, mevcut bürokratik kadronun, partinin yaklaşan kongresinde kullanacağı en önemli “yeniden seçilme” malzemesidir.

Öte yandan AkParti ile koalisyon yapacak bir CHP’nin, geçen seçimde seçmenini motive etmede kullandığı en önemli araç olan AkParti karşıtlığı misyonunu görmezden gelerek seçmenini tatmin etmeden koalisyon kararı alması, partinin geleceği bakımından ciddi riskler doğurur. Dolayısı ile kararın CHP tarafından da seçmene götürülmesi ve rızasının alınması gereklidir.

Masayı devirenin faturayı ödeyeceği bilinciyle koalisyon görüşmelerini yürüten her iki partinin, el sıkışarak uygun bir erken seçim hükümetiyle en kısa zamanda seçimlere gitmeyi ve seçim kampanyasında kendi seçmenlerinden tek parti iktidarının kurulamadığı hallerde birbirleriyle ittifak yapabileceklerini açıklamalarını bekliyorum.

16 Temmuz 2015 Perşembe

Bir MHP ve Bahçeli Okuması

12 Eylül 1980'den önce MHP bağlantılı anıları olan insanların bugün geçmişlerinin hatırasına MHP'ye oy vermelerini, kendilerini bu partinin oluşturduğu kimlik ile ifade etmelerini anlayabiliyorum. Nasıl Özal, çağdaşı ve kendinden önce sosyal demokratların söylemlerini kendi iktidarında uygulayarak solcuları söylemsiz bırakmıştı, aynen öyle AkParti de milletimizin tarihte taşıdığı misyona sahip çıkarak buna uygun bir vizyonla hareket etmiş ve MHP'yi söylemsiz bırakmıştır. (CHP'nin hala söylemsiz bir zeminde gelişmelere göre pozisyon aldığına; özgün ve birinci el olmadığına dikkatinizi çekerim.)

MHP, 7 Haziranda (bir başka yazının konusu olacak kendinden menkul gerekçelerle) AkPartiye ceza kesmek isteyen seçmenin stepnesi olmak işlevini görmüştür. MHP'nin mevcut yapısı ve idari kadrosunun hiçbir iktidar hazırlığı yapmadığı; Türkiye'yi bırakın geleceğe, iki gün sonraya bile götürecek iddia, enerji ve motivasyonu bulunmadığı görülmektedir.

AkPartililerin MHP ile koalisyon yapmak istemeleri, MHP'nin içinde bulunduğu bu "iddiasız" durumundan istifade ederek devlet-millet hizmetine devam edebilme imkanı/fırsatı bulabileceklerini görmeleri dolayısı iledir.

Koalisyon görüşmelerinin MHP durağında Bahçeli, seçmenin HDP destekli AkParti-CHP hükümetine yol verdiği, kendilerine ise ana muhalefet misyonu yüklediğini ifade etmiştir. Bu beyanın da yer aldığı basın açıklamasının bitiminde Bahçeli,  “Partimiz bundan sonraki aşamalarda ülke çıkarına olmak kaydıyla, her türlü diyalog ve görüşmeden elbette kaçınmayacaktır.” denilerek muhtemel bir erken seçimde seçmene sorumluluktan kaçmadığı mesajını da verdiğini söyleyecek kadar da ufuk sahibidir.

Bu açıklama yazısının ardından basının bir kısmında hala, AkParti ile MHP koalisyonunun en kuvvetli koalisyon seçeneği olduğunun söyleniyor olması inanılır gibi değildir. Bahçeli’ye “kötü muamele” yapmak anlamına gelecek bu yorumların hiçbir geçerliliği yoktur.

Peki Bahçeli, MHP ve AkParti seçmeni ve partilerin bürokratik aktörleri yanısıra toplumda bu iki partiye yakın kanaat önderlerinin de desteklediği bu koalisyon formülüne neden kapılarını kapatıyor? Aşağıda linkini verdiğim yazılardan da görüleceği gibi daha önce “kendiliğimden” iki kez açıklamış olduğum gerekçeyi, ihtiyaç hissedilmesi üzerine bir kez daha -yeniden toparlayarak-ifade etmek istiyorum:

4 Haziran tarihli Duyuru Gazetesinde yayımladığım “Tarihsel Eşik- 7 Haziran Seçimleri” (1) başlıklı yazımda; MHP, SP ve BBP gibi partilerin AkParti ile ideolojik planda benzerlikleri, farklılıklarından fazla olduğundan hareketle “AkParti ile karşılaştırıldığında bu partileri özgün kılan bir husus olmadığından, AkParti’nin büyük oranda Tayyip Erdoğan’ın karizması ve iktidarı boyunca yapıp etmelerinden dolayı, çekim alanının merkezinde bulunduğu… Sürecin kendi tabanlarını AkParti’ye kaydırmasından endişe eden bu parti yöneticilerinin, mevcut kurumsal yapılarını sürdürebilmek için büyük küçük her türlü meselede (iftirasever cemaatinin güdümündeki yolsuzluk söylemleri, Bayırbucak Türkmenlerine yardımlar, çözüm süreci gibi) AkParti’ye muhalefet ederek kendi değerleri ile çelişen tavırlar geliştirdiğini, ancak buna direnemeyeceklerini, örneğin, Bayırbucak Türkmenlerine yardım etmenin hesabını soramayacaklarını, AkParti, Büyük Türkiye Vizyonunda yanlış yapmadığı sürece, bu partilerin tıpkı Numan Kurtulmuş’un Has Partisi gibi AkParti’ye katılmasını ve kalan tabanın enerjilerini AkParti hareketine yönlendirmesini, tarihi bir teamül olarak gördüğümü ifade etmiştim.

10 Haziran tarihli “Kararsız Denge”(2) başlıklı yazımda da münhasıran MHP’nin AkParti ile koalisyon seçeneğine neden olumsuz baktığını ifade etmiştim. “… Bu iki parti benzer tabana sahip, dolayısı ile zaten süreç içinde MHP’den AkParti’ye taban kayması oluyordu. MHP yönetimi, bu süreci durdurmak için olur olmaz mümkün olan tüm konularda –kendi inandığı değerlerle çelişse bile- AkParti’ye ve Cumhurbaşkanına muhalefet etmeyi bir görev bildi. Benzer partilerin kurduğu koalisyonlarda süreç, büyük partiden yana işler; küçük partinin tabanı büyük partide toplanır. Bu nedenle muhtemel bir AkParti, MHP koalisyonu, her şeyden önce bu tip sistem davranışlarını iyi bilen Bahçeli tarafından bir varlık tehdidi olarak algılanacak ve yaygın beklentinin aksine gerçekleşmeyecektir.”

Bugün olan biten de bu değil midir? Akışı izlediğimizde Bahçeli’nin kendi partisini yok oluşa götürecek bir sürece neden evet demediği ortada değil mi? Bu durumda Bahçeli’nin realistik tutumu mu, yoksa dolaylı olarak kendisinden harakiri yapmasını bekleyen romantiklerin tespit ve talepleri mi doğrudur? Bahçeli, kendini tasfiye etmeye götürecek bu süreci, koalisyon tekliflerini ret ederek geciktirebilir. Ancak MHP’nin misyonu da dahil olmak üzere önem verdiği her türlü değer, AkParti’nin bünyesinde yer aldığından MHP’nin siyasi gelişmelere bağlı olarak orta vadede tasfiye olup AkParti’yle birleşmesini kaçınılmaz buluyorum.

Murat Karayalçın

Gürkan Zengin ve Ekol tv'ye teşekkür ediyorum. Ankara BB ve SHP'nin eski başkanı Murat Karayalçın'la mülakat yaparak 'adam s...