Pendik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pendik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2016 Pazartesi

Erol Kaya'nın başarı sırları

1. Erol Bey, Pendik Belediye Başkanı olarak hizmet verdiği süre boyunca; genelde çocukluk-gençlik çağından bu yana tanıdığı, her türden siyasi görüşe sahip arkadaşları ile bir araya gelir, yemek yerdi. Yemekten sonra kapılar kapanır, Erol Bey arkadaşlarından kendisi, belediye ve Pendik hakkındaki düşüncelerini, serbest konuşma üslubu içinde ifade etmelerini isterdi.
Erol Bey'in almış olduğu bilgilerin değerini ifade etmek muhtemelen imkansız.

2. "Babamın Koç şirketleriyle avukatlık ilişkisi içinde bulunmasından yararlanarak bir keresinde bir araya gelip Vehbi Koç'a, o zamanların verdiği pervasızlıkla, 'bunca işi yapacak bunca aklı nereden buldunuz' diye sorduğumda bana 'benim bir tek aklım vardı: akıllı insanları bulmak, akıllı insanlarla çalışmak' demişti."
(Hasan Bülent Kahraman, Sabah Gazetesi, 25.01.2016)
Vehbi Bey'in bu sözünü, Pendik'te en güzel uygulayanlardan biri, Erol Kaya'dır. Başarılı olmasının ardında yatan stratejilerden biri de budur. (Hasan Kocabaş, Yalçın Akdoğan, Hulusi Şentürk, Sami Şimşek, Salih Kenan Şahin, Cihat Aslanoğlu, Ahmet Cin, Rüstem Kabil, Atilla İpek, Nurettin Beşinci)

(Bu yazıya tedricen ilaveler yapmak niyetindeyim. Bitmeden, ara formlarda görülmesinin kendim dışında kimseye bir zararı olacağı kanaatinde değilim.)

2 Eylül 2015 Çarşamba

Sosyal Medyanın Ajitasyonu

Sosyal medyada bakanı/okuyanı, hiçbir olumlu sonuca ulaştırmadığı gibi pasifize eden “kıyıya vurmuş suriyeli çocuk ve yetişkin cesetlerinin arsızca resmedildiği, altında da boğulmuş olanın etnisitesinin Fransız ya da farklı olarak bir balina olması halinde medyanın dünyayı harekete geçireceği, sivil toplumun ayaklanacağını beyan eden depresif söylemi yazıp yayınlayan ve bu yayınlara aracılık eden iyi niyetli arkadaşlara, kaldırın bunları lütfen diyorum.

Saçma sapan mesajlarla dolu ifadeler: Çocuğun dini ve etnik kimliği mi olur? Balinaları Allah yaratmadı mı? İki tane medya yöneticisine kızıp yazdığı aptalca iletin ile adamların “haber gündemi belirleme” anlayışlarını mı etkilemiş olacaksın? Değiştiremezsin tabii. Ama kendine kazık atabilirsin: O medyanın haber ölçeğinde seni veya denizde boğulmuş kardeşi yok saymasıyla ne kadar önemsiz biri olduğunu, nasıl değersiz hissedebileceğini de göstermiş oluyorsun. Adamın sana ilave bir şey söylemesine gerek yok, sen en ağırlarını kendine söylüyorsun zaten. Veyl olsun(muş.) Aydın Doğan'ın seni iyi hissettireceğini kim söyledi. Neden Paralel Medyasından merhamet umuyorsun? Bunların tutarsızlığı neden seni çileden çıkarıyor.
Şehrin çeşitli yerlerinde meskun insanların çeşitli nedenlerle "satın alıp" sonra canı sıkıldığında arabasına koyup Pendik'in Ballıca Köyünde araziye terk edip bıraktığı, 5.000'in üzerindeki köpek, 5.000 can, bir dizi duyarlı insanın beslemesiyle karınlarını doğuruyor. Ne yapamadığını biliyorum, biraz da ne yapabileceğimize odaklanalım, lütfen.

12 Haziran 2015 Cuma

Pendik Kadın Girişimci İş Geliştirme Merkezi Afişleri

 
Kadın Girişimci fikrini temsil etmek üzere grafik sanatçıları, Kenan Kocaman ve Emine Kocaman tarafından tasarlanan Kadın Atlas Afişlerini beğenilerinize sunmak istiyorum. Pazarda gördüğü fırsatı değerlendirmek üzere ihtiyaç duyduğu tüm üretim faktörlerini bir araya getirip bütün dünyanın yükünü sırtlayan ve adına girişimci denen bu insanları çıktıkları bu kutlu yolda tebrik ediyor, başarılı işler yapmalarını temenni ediyorum.
 
 
 





7 Mayıs 2015 Perşembe

Yaman Bir Hikaye

Bir mayıs cuma günü, cuma namazını küçük oğlum Rıfat'la birlikte Pendik Güllübağlar Gül Camiinde kıldım. Kullandığım aracı, Belediyenin yeniden tasarlayıp hizmete açtığı, camiinin karşısındaki parkın yanına koymuştum. Namazı müteakip aracın yanına gittiğimde türünün güzel bir örneği olan bir sibirya kurdunu parkın içinde hareket halinde gördüm. Rıfat'ın da "sevelim mi?" talebi üzerine aracın bagajında bulunan içme suyunu, o sıra yerde fark ettiğimiz buruşturulup atılmış bir p...lastik bardağına doldurup kurda ikram ettik. Tüm bireysel sokak hayvanları gibi bu kurt da kendisine yönelen ilgiye, benzeri ile karşılık verdi, suyunu içti ve kendini sevmemize izin verdi. Bir başka canlıyı dokunarak sevme, herkesin muhakkak tatması gereken bir duygu, bilenler biliyor zaten. Su bitince yine araçta bulduğumuz birkaç galeteyi de belki yer ümidiyle kurda vermek istedik ama O, koklamakla yetindi. İşte o zaman arkamdan bir ses, "o et yer, galete yemez abi" dedi, "sen ver onu, ben öbürüne vereyim." Galeteleri verdim, parktan çıktı, sokakta iki tane daha köpek vardı, "yaman!" diye seslenince, kırçıllı ve zayıf olanı buna doğru koşuverdi. Galeteyi, Yaman'a verdi. "Bunu belediyenin barınağından yeni aldım" dedi. "üç gece rüyama girdi, gittim aldım..." ; "Bunlara sen mi bakıyorsun" dedim. Az ilerideki lastikçi dükkanını gösterdi, "...burada ben bakıyorum" dedi... Uzaklaşmıştı. O küçük lastikçi atölyesi, bir merhamet abidesi olarak gözümde büyüdü. Allah, bu tarz insanlardan razı olsun.

Yukarıdaki metni facebookta yayımladıktan sonra değerli arkadaşım Metin Tavukçu, ilgili şahısla bağlantı kurup bu örnek davranışı, haber yapmak istediğini belirtince 6 Mayıs Çarşamba günü yeniden Gül Camiine gittim. Ustayı buldum: Yıldıray Usta. Yaman da oradaydı. Bir kaç resim çektirdik, bolca da Yaman'ı sevdim. Bir kez daha canlı sevmenin iyileştirici gücünü tecrübe ettim.





Murat Karayalçın

Gürkan Zengin ve Ekol tv'ye teşekkür ediyorum. Ankara BB ve SHP'nin eski başkanı Murat Karayalçın'la mülakat yaparak 'adam s...