19 Mayıs 2016 günü AkParti sözcüsü Ömer Çelik, yaptığı basın toplantısında AkParti'nin yeni genel başkan adayının teamül sonuçlarına da uygun olarak Binali Yıldırım olduğunu açıkladı. Binali Bey de teşekkürle donattığı ilk konuşmasını teröre yönelik kararlılık içeren beyan ile kapatırken gerek söylem gerekse de beden dili itibariyle uygun/yeterli bir duruş sergiledi.
Kişisel olarak benim favorim mevcut adaylardan Bekir Bozdağ idi. Bekir Bey'i Binali Bey ile mukayese ederek seçmiştim. Finale bu iki ismin kalmasındaki ilk sebep, listenin zaten toplam altı isimden oluşması ve bu iki ismin de zaten bu listede yer alması dolayısı iledir. Bu altı kişilik liste içinden finale aldığım isimlerin ortak özelliği de kişisel olarak sosyolojik bir kitleye sahip olmayışlarıdır. Bir de Yalçın Akdoğan gibi sosyolojik bir tabanı olmamasına rağmen bu görevi kabul sonucu, gelecekteki siyasi kariyeri açısından kendinde güç vehmedilecek biri sanılarak erkenden tasfiye edilme ihtimali olan aktörlerin bu göreve soğuk bakacağını öngörüyordum.
Tarihe not düşmek bakımından kişisel bir derleme toparlama olsun diye yazdım, yukarıdaki satırları. Şimdi gelelim güncele: Tayyip Bey, sempatik olanı mı, sorumlu olanı mı seçecek, göreceğiz ama kolay bir seçim olacak demiştim. Kanaatime göre sempatik olanı seçmiş görünüyor.
Bu seçim ile AkParti'nin Tayyip Bey'e ait kişisel bir parti olduğu kanaatinin pekiştiğini düşünüyorum. Bizim gibi bu vatan ve bu devletin tarihsel misyonuna uygun icraat bekleyen insanların da ortak amaçlara uygun siyaset ürettiği sürece AkParti'ye siyasetin her kademesinde hizmet/destek vermeye devam etmesinin misyonlarının bir parçası olduğu kanaatindeyim.
Oğullarının her birini yıllar içinde Sultan'ın açtığı bir savaş için gönderen adamın, son çocuğu da savaş için istenince "söyleyin padişaha benim sülbüme güvenip savaş açmasın" demesi gibi Tayyip Bey de kendisi ve AkParti için Türkiye'nin tarihsel misyonuna uygun hareket ettiği müddetçe dilediği gibi tasarrufta bulunabileceği ancak bundan sapması halinde sosyolojisinin değişeceği, bugüne kadar arkasında hissettiği oy kitlesinin sürekliliğini kaybedeceği saptamasında bulunmuş olalım.
Bizler, Fetmen'i (FGülen), her ne kadar topluluğunda bulunup bir cemaat kimliği devşirmemiş olsak da Türk Okullarında yaptığını sandığımız gelişmelere duyduğumuz sempati yüzünden kendisini ve hareketini desteklemiş, ardından tıfıl cemaat çocuklarına bile sirayet eden "bokumda boncuk var" kibrinden huylandığımız için araya mesafe koyduğumuz; 17 Aralıktan sonra da bu grubu A'dan Z'ye tamamen çizmiş insanlarız. Küçük kaprislerle değil ancak ilkelerden saptığına kanaat getirdiğimiz herkes için bunu yaparız. Tayyip Bey, duysa bizimle gurur duyardı.
Binali Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Binali Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Mayıs 2016 Perşembe
14 Mayıs 2016 Cumartesi
Başbakan Adaylarının Analizi
Bu ara sosyal medyada "Başbakan kim olur?" fikri üzerine açıklamalar, tahminler yapılıyor. Ben de kendi kanaatimi yazayım:
Herşeyden önce Özal'ın Çankaya'da sıkışmışlıktan, zorunluluktan dolayı üretmek zorunda kaldığı Semra Hanımı kendi adına partinin İstanbul Il Başkanı yapma formülü gibi sorunu aile içindeki bireylerin katkısıyla çözmek fikrinin bugün için pratikte bir karşılığı yok. Albayrak, Enerji Bakanlığındaki tecrubesini devam ettirir, yani.
Yeni başbakanın en önemli özelliği, sosyolojik bir tabanı bulunmayacak olmasıdır. Bu bilgi iki ismi öne çıkarıyor: Binali Bey ve Bekir Bozdağ. Ama önce Yalçın Akdoğan ve Numan Kurtulmuş isimlerine bir bakalım:
Numan Bey'in sosyolojik tabanı var. Hem de ülke çapında. Git, denince gidecek biri değil, Numan Bey. O nedenle olmaz zaten, yoksa çok değerli bir isim.
Başbakan adayı olarak Yalçın Akdoğan isminin öne çıkması, sosyoloji kriterini sağlar. Sürekli haklı olmaya vurgu yaptığı 'öfkeli' konuşmalarına ilişkin geçmişte yapmış olduğum değerlendirmelerim, aradaki dostların işlevsiz kalması ile amaçladığım değişimi tetiklememişti. Her şeye rağmen ben 'uzaktaki bir dost' olarak görev yaptığımı düşünüyorum.
Yalçın Bey için böyle bir görev, ileriki siyasi hayatının riske girmesi sonucunu doğurur. Olursa bundan sonra hep potansiyel bir tehdit olarak görülecektir.
Ya bir an önce sosyolojin olacak ya da güç merkezine olan mesafeni koruyacaksın.
Bekir Bozdağ, her ne kadar hukuk disiplini açısından teknisyen bir kimliğe sahip olsa da stratejik bakış açısına haiz biri olarak bunu gelecek dönemi için avantaja çevirebilir. Fetö ile mücadelede başarılı bir isim. Yaptıklarının ülke zemininde neye tekabül ettiğinin farkında. Etrafıyla uyumlu bir isim. Dolayısı ile benim favorim.
Binali Bey, mühendis, dolayısı ile yine bir teknisyen kimlik. Bugüne değin büyük resme baktığını hiç görmedim, duymadım. Sonuç odaklı biri. Bakanlar Kurulu gibi bir Orkestrayı yönetecek birinin, süreç odaklı da olması beklenir. Tasarrufları sırasında çok çam devirebilir. Empati yeteneğinin, bu riski karşılayacak kadar gelişmiş/kapsayıcı olmadığını düşünüyorum. Başbakan olmasının, siyasi ölçeğin başkanlık gibi yeni bir aşamaya geçeceği güne kadar Yıldırım Akbulut dönemi tadında yaşanacağı kanaatindeyim.
Herşeyden önce Özal'ın Çankaya'da sıkışmışlıktan, zorunluluktan dolayı üretmek zorunda kaldığı Semra Hanımı kendi adına partinin İstanbul Il Başkanı yapma formülü gibi sorunu aile içindeki bireylerin katkısıyla çözmek fikrinin bugün için pratikte bir karşılığı yok. Albayrak, Enerji Bakanlığındaki tecrubesini devam ettirir, yani.
Yeni başbakanın en önemli özelliği, sosyolojik bir tabanı bulunmayacak olmasıdır. Bu bilgi iki ismi öne çıkarıyor: Binali Bey ve Bekir Bozdağ. Ama önce Yalçın Akdoğan ve Numan Kurtulmuş isimlerine bir bakalım:
Numan Bey'in sosyolojik tabanı var. Hem de ülke çapında. Git, denince gidecek biri değil, Numan Bey. O nedenle olmaz zaten, yoksa çok değerli bir isim.
Başbakan adayı olarak Yalçın Akdoğan isminin öne çıkması, sosyoloji kriterini sağlar. Sürekli haklı olmaya vurgu yaptığı 'öfkeli' konuşmalarına ilişkin geçmişte yapmış olduğum değerlendirmelerim, aradaki dostların işlevsiz kalması ile amaçladığım değişimi tetiklememişti. Her şeye rağmen ben 'uzaktaki bir dost' olarak görev yaptığımı düşünüyorum.
Yalçın Bey için böyle bir görev, ileriki siyasi hayatının riske girmesi sonucunu doğurur. Olursa bundan sonra hep potansiyel bir tehdit olarak görülecektir.
Ya bir an önce sosyolojin olacak ya da güç merkezine olan mesafeni koruyacaksın.
Bekir Bozdağ, her ne kadar hukuk disiplini açısından teknisyen bir kimliğe sahip olsa da stratejik bakış açısına haiz biri olarak bunu gelecek dönemi için avantaja çevirebilir. Fetö ile mücadelede başarılı bir isim. Yaptıklarının ülke zemininde neye tekabül ettiğinin farkında. Etrafıyla uyumlu bir isim. Dolayısı ile benim favorim.
Binali Bey, mühendis, dolayısı ile yine bir teknisyen kimlik. Bugüne değin büyük resme baktığını hiç görmedim, duymadım. Sonuç odaklı biri. Bakanlar Kurulu gibi bir Orkestrayı yönetecek birinin, süreç odaklı da olması beklenir. Tasarrufları sırasında çok çam devirebilir. Empati yeteneğinin, bu riski karşılayacak kadar gelişmiş/kapsayıcı olmadığını düşünüyorum. Başbakan olmasının, siyasi ölçeğin başkanlık gibi yeni bir aşamaya geçeceği güne kadar Yıldırım Akbulut dönemi tadında yaşanacağı kanaatindeyim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Murat Karayalçın
Gürkan Zengin ve Ekol tv'ye teşekkür ediyorum. Ankara BB ve SHP'nin eski başkanı Murat Karayalçın'la mülakat yaparak 'adam s...