18 Ocak 2014 Cumartesi

Seden Gürel'den Başbakan Yorumu

Seden Gürel'in Hesaplaşma isimli muhteşem albümünde bulunan "Bi Bulsam" isimli şarkı, Sevgili Başbakananımıza yönelik bitmek bilmeyen iç ve/veya dış kaynaklı saldırılara, samimi bir karşı duruşu seslendiriyor. Şarkıyı bu bakış açısı ile bir kez daha dinlemenizi rica ediyorum. Seden Gürel'i, besteci Azar Habib'i ve söz yazarı Aykut Gürel'i tebrik ediyorum. 




Bi Bulsam
Bile bile çıktım yola, acıyor canım hala

Yanlış bende mi acaba?
Bi bulsam, bi de emin olsam

Bile bile vurdum yola, acıyor içim hala
Bunlar gibi dostun varsa
Boşver başka düşman arama

On kere, yüz kere, bin kere denediler
Olmadı, tutmadı, yetmedi delirdiler
Bizi bitirmeye ant içip sarhoş oldular

Ama ben aşk gibi, ana gibi, kale gibi sapasağlam
Zirvede kar gibi, göl gibi sessiz sakin
Çığ olup gelmeden, kabarıp köpürmeden
Aman aman aman

Orta yolu bulsam, ben de ona uysam
Biraz da kıvırıp sağdan soldan
Söz verip tutmasam, kendime yontsam
Doğruyu görsem, ölümüne sussam

Bunlar bana bi yakışsa, bu günkü aklım olsam
Hata annemle babamda, boş laf hepsi palavra

Mehdi kimlerden çıkacak?

Trabzonun Araklı ilçesinde hemen her alanda etkisini hissettiren efsanevi Çebi sülalesi dışında başka köklü aileler de bulunmaktadır. Bacıoğulları sülalesi bunlardan biridir. Bacıoğullarından biri, kendinde Mehdilik alametleri belirdiğini gözler. Bir müddet içinden gelen "Sen Mehdisin" uyarısını görmezden gelmeye çalışsa da sonunda daha fazla gerginlik yaratıp ilahi iradeye karşı gelmek istemez, naçar etrafına mehdi olduğuna dair ulaştığı gerçeği tebliğ etmeye başlar. Kısa sürede popüler olur, ünü ilçe sınırlarını zorlamaya başlar.
Olayı fark eden müftü, duyumu izleyen ilk cuma namazı öncesi hutbede yerini alır, başlar vaaz etmeye.
"Aziz müslümanlar; evet, mehdiluk hakdur, Peygamber efendumuz bilgi vermiştur... mehdi bir gun elbette çıkacaktur, çikacaktur ama çikacak olan bu mehti, kesunlukle Bacioğullarindan çikmayacaktur!"
Cemaatten yaşlıca bir zat, ayağa kalkar, bozulmuştur; güvensiz, ince bir ses tonu ile sorar : "nasi yani müfti efendi, mehdi da mi Çebilerden çıkacak?"
-Anekdotun kaynağı, İrfan Mert'e teşekkür ediyorum.

28 Aralık 2013 Cumartesi

Alıntılar

Dostoyevski'nin ilginç bir duası vardır: "Allah'ım bana baş edemeyeceğim bir şey vermeyeceğini biliyorum. Sadece bana bu kadar güvenmeseydin diyorum." Baş edip edememe gücüne dair kaygı değil de maliyetine, ancak böylesi güzel vurgu yapılırdı. 

Şeref Oğuz, Sabah Gazetesi, 23.12.2013


Biraz İnsan Ol Diyeceğim Ama Seni Zor Durumda Bırakmaktan Korkuyorum

‘İnsanlar Şiddete Bayılır. Trafik Kazası Gördüklerinde Enkazdaki Cesetleri Görmek İçin Dururlar. Ama Aynı İnsanlar Boksun Sevilmesinden Şikayet Ederler. Ne Olduğu Hakkında Fikirleri Yoktur. Boks Saygıyla Alakalıdır.. ‘

24 Aralık 2013 Salı

Hayattan Damıtılan


1. Bir okul bir insanı mezuniyetini müteakip en fazla 10 yıl taşır. 30’undan sonra sorulmadıkça ya da gerekmedikçe mezun olduğu okulun adını seslendirerek itibar sağlamak isteyen insanların geçmişi, sakladıkları başarısızlık hikayeleri ile doludur. 


2. Banka ile müşterinin kredi ilişkisinde; insanlar geçmişlerini satarlar, bankalar insanların geleceklerini satın alırlar.


3. Sevgi testi: Sizi seven, sizin sevdiğiniz şeyleri de sever.  Çocuğunuzun başını okşamayan, çantanıza hor davranan, araba lastiğinize tekme atanların dilinde sevgi kelimeleri de yer alsa bir anlamı yoktur. 

23 Kasım 2013 Cumartesi

Sözün Büyüsü - 3

Söz büyüdür. Bu nedenle kullandığınız her sözcüğün niyetinizle, varmak istediğiniz noktayla ilgili olmasına özen gösterin. Ağzımızdan çıkan en küçük bir söz bile tüm vücudumuza, tüm evrene yaydığımız bir emirdir. Dolayısıyla odaklandığımız düşünceler ve sıkça ağzımızdan çıkan sözler bir süre sonra bizim gerçekliğimiz olmaya başlar.
Bugüne kadar kim bilir size neler söylendi? Sadece öyle söylendi d...iye hiç denemeden, farkında bile olmadan kabul ettiğiniz kim bilir neler var? Ancak bunların artık önemi yok. Önemli olan nasıl bir "siz" yaratmak istediğiniz. Hayal ettiğiniz yeni sizi yaratırken, kelimelerin, hedefinize uygun olumlama cümlelerinin gücünü unutmayın. Bu cümleleri boş kaldığınızda, araba kullanırken, uykuya dalmadan önce, sabah kalkar kalkmaz aynaya bakarak sık sık yüksek sesle tekrar edin. Ödev verilmiş bir ilkokul çocuğu gibi sayfalar dolusu yazın. Yazı evrenle yaptığınız bir sözleşmedir.
Sitedeki olumlama cümleleri her gün artacağından, her seferinde karşınıza yepyeni cümleler gelecek. Bu cümlelerden faydalanabilirsiniz. Ancak kendi olumlama cümlelerinizi yazmak isterseniz dikkat etmeniz gereken birkaç nokta var:
1. Olumlama cümleniz olumlu olsun! Yani Hasta olmak istemiyorum yerine Sağlıklıyım gibi tamamen olumlu kelimelerden seçilmiş kalıplar kullanın.
2. İstiyorum ifadesinden kaçının. Mutlu bir hayat istiyorum demek yerine Mutlu bir hayata sahibim deyin. Evren onaylayandır. İstiyorum dedikçe istemekle kalırsınız. Sahibim dediğinizde tüm hücreleriniz o andan itibaren mutlu bir hayata sahip olduğu komutunu alır ve size bunu yaşatmaya başlar.
3. Cümleler hedefinizi net içersin. Zayıflıyorum gibi sonunun nereye gittiği belli olmayan cümleler kullanmayın. Eğer muhakkak zayıflamakla ilgili bir cümle kurmak istiyorsanız, varmak istediğiniz hedef kiloyu da içine koyarak 55 kilodayım, hatta 55 kiloda olduğum için şükürler olsun deyin.
4. Belirsiz ifadelerden kaçının. Kurduğunuz cümle herkes tarafından anlaşılabilecek basitlikte olsun.
5. Cümlelerinizi gelecek zaman yerine şimdiki zaman veya geniş zaman kipinde kurun. Çok mutlu olacağım demek yerine Çok mutluyum deyin. Gelecek zaman kipi yaşamak istediğiniz durumu her zaman daha ileri bir zamana öteler. Böylece hiçbir zaman o durumun içinde olamazsınız.
6. Olumlamalarınız başka insanlar hakkında değil kendiniz hakkında olsun. Bana saygı göstersin demek yerine, saygı görmeyi hak ediyorum deyin.
7. Cümlelerinizi yumuşatabilirsiniz. Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum şeklinde ilk başta ikna olmakta zorluk çektiğiniz cümleleri kendimi olduğum gibi kabul etmeye niyet ediyorum/ hazırım/ başlıyorum, kendimi olduğum gibi kabul etmeyi öğreniyorum şeklinde yumuşatın. Zamanla bu cümleleri kabul ediyorum şeklinde değiştirirsiniz.
Japon Dr. Masaru Emoto suyun, söylenen sözlere, hissedilen duygulara, gösterilen görüntülere ve dinletilen müziğe göre nasıl bir değişim gösterdiğini birbirinden muhteşem su kristali fotoğraflarıyla gözler önüne seriyor. Vücudumuzun 4'te 3'ünün su olduğunu düşünürseniz, ağzınızdan çıkan her sözle önce kendinize sonra çevrenize neler yaptığınızı daha iyi anlayabilirsiniz.
Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız mutlaka kullandığınız cümleleri de değiştirin ve olumlama cümlelerini bol bol kullanarak ruh halinizi daha olumluya çekin.
Olumsuz cümleleri şimdiki zaman kipinde değil, geçmiş zaman kipinde söyleyin: İlişkilerim kısa sürüyor yerine Bugüne kadar ilişkilerim hep kısa sürdü deyin. Böylece kendinizi bütün yeni ihtimallere açarsınız.
Olumlama cümlelerini kullanırken, aynı zamanda harekete de geçin: Artık her gün "zenginim" diyorum, yakında zengin olurum. Bu yanılgıya düşmeyin.Sadece zihininizi yeniden programlamanız yetmez. Hedeflediğiniz duruma doğru adım da atmalısınız. Bir aksiyon planı oluşturmalı ve harekete geçmelisiniz. Bu süreçte bir yaşam koçundan da destek alabilirsiniz.


Bu yazı, önemli olduğu için buraya alındı ve Kişisel Gelişim Uzmanı Ayşegül Ekti tarafından yazıldı. 

Gülümsedin, Söyleştin

Gülümsedin, söyleştin

Gülümsedin, konuştun, ben hepsine inandım;
Senden gelen her söze, her gülücüğe kandım.
Başka bir erkek olsa umut duymazdı belki,
Tüm inandıklarıma ben de inanmazdım ki..
Ama, bu son dileğim, umarım boşa gitmez;
Sen aldat beni, aldat, beni aldat son bir kez!

WALTER SAVAGE LANDOR
Çev. Talat Sait Halman


Şiiri paylaşan Kenan KOCAMAN dostuma teşekkür ediyorum. Talat Halman'a da saygılar. Ancak gerçek bir şair, başka dilde yazılmış bir söz güzelliğini, Türkçede de temaşa etmemize izin verebilir. Teşekkürler.


You smiled, you spoke, and I believed
You smiled, you spoke, and I believed,
By every word and smile deceived.
Another man would hope no more;
Nor hope I what I hoped before:
But let not this last wish be vain;
Deceive, deceive me once again! 

11 Kasım 2013 Pazartesi

Girişimcilik Üzerine - 2


İstatistiklerin yalancısı olarak diyoruz ki, yeni kurulan işletmelerin %80’i, kuruluşunu izleyen birkaç yılda ekonomik hayattan çekilmekte. Nedenlerine ilişkin bir dizi gerekçe söylemek mümkünse de temelde iki nedenden söz etmek gerekli: Satışla ilgili problemler ve kurumsallaşma ile ilgili problemler...

Finansçılar, satışı işletmenin kalbine benzetirler. Kan oradan bütün vücuda pompalanır. Bütçe çalışmalarında da satış bütçesi en önce hazırlanır. Satış o kadar önemli bir faaliyettir ki, yoğun olarak devam ettiği sürece belki de işletmede var olan pek çok gider ya da maliyet esaslı problem, fark edilmek için kriz gibi daha dingin(!) zamanları bekler.

Üretim sektörü için ticari faaliyet döngüsü, hammadde alımı, üretim süreci, ürün satışı ve tahsilat olarak şekillenir. Sermaye, kısmen mal alımlarında, kısmen de faaliyet esnasında ortaya çıkan giderlerin finansmanında kullanılır. Ancak yeterince güven verdiğinizde –bankayı hatırladınız mı?- anlayışlı bir tarzı olan ticari hayat, bir taraftan girdi niteliğindeki mallarınızı vadeli almanıza imkan tanır, öte yandan sizden de aynı şekilde ürün satışlarınızı -alışlarınıza göre- daha uzun vadelerle satmanız için anlayış bekler: 45 gün vade ile al, 10 günde üret, 60 gün vade ile sat. 45.gün geldiğinde ödemeyi yapmak için yeterli kaynağınızın olduğunu umuyoruz. Zira geçmiş günler içinde kirayı, işçiliği, işçilerin sigortasını, muhtasarını, kestiğiniz faturanın tahsil etmediğiniz KDV’sinin karınıza tekabül eden kısmını, elektriği, … ödediniz. Liste uzun ama göründüğü kadar da ürkütücü değil, bilenler bilir. Ekonomik bir faaliyet içindeyiz, bunlar doğal etkinlikler. 70.gün geldiğinde müşterinizin ekonomik bir sorunu yoksa –basitleştirelim-satış gelirini tahsil edeceksiniz. Size güven telkin ettiği için kendisine vadeli mal satarak kredi açtığınız müşteriniz, iş ödemeye geldiğinde problem çıkarıyorsa, ciddi bir kalitesiz alacak stokunuz oluşuyor demektir. Böyle şeyler işin başlangıcında en azından istatistiksel olarak pek olmaz diye girişimci adayımızı rahatlatalım. Ama sermayenin önemine vurgu yapmak için verdiğimiz bu örnekten de görüleceği gibi her müşteriniz için belirlediğiniz bir kredi limiti olmalı ve bunu aşmamak için kendinizi dizginlemelisiniz. Genellikle tatlı karların önerildiği tekliflerde dile getirilmemiş riskler olur.

Sonuç olarak sermaye, bir işletme için iş fikrine yakın bir değerdedir. Sermayesiz iş olmaz mı? Olur tabii… Evrende neler olmuyor ki? Romantizm, 19. Yüzyılda doğmuş bir edebiyat akımı olarak günümüzde de anlamlı örnekler, beklentiler yaratıyor. Yukarıdaki paragraf, ısrarlı romantikleri, bir başka edebiyat akımı olan realizme döndürmek için kaleme alındı. Şimdi gerçekleri konuşalım: Sermayeniz değerli ve gereklidir. Asla herhangi bir nedenle zayi edilmemeli ve dahi etkin/verimli kullanılmalıdır.
Amaç sermayenin kıt bir kaynak oluşundan hareketle etkin kullanılması olunca yeni kurulan işletmenin sabit giderlerini daha başlangıçta makul tutması elzemdir. İşte bu noktada 1980’lerden bu yana dünyada yaygınlaşmaya başlayan, ülkemizde KOSGEB’in amiralliğini yürüttüğü İŞ GELİŞTİRME MERKEZİ uygulamalarından bahsetmemiz gerekiyor.

Murat Karayalçın

Gürkan Zengin ve Ekol tv'ye teşekkür ediyorum. Ankara BB ve SHP'nin eski başkanı Murat Karayalçın'la mülakat yaparak 'adam s...